ETİ’den kuraklığa dayanıklı buğday hamlesi: Dekarda 563 kilo verimle yeni dönem başlıyor
Tarım ·01.09.2026

ETİ'nin 20 yılı aşkın Ar-Ge çalışmasıyla geliştirilen Kanatlı Buğdayı, kurağa toleransı ve yüksek verimiyle tarımda yeni dönemin kapısını aralıyor. İlk hasatta dekarda 563 kg verim elde edildi.

Paylaş Bağlantı kopyalandı

ETİ’den iklim değişikliğine karşı tarlada stratejik hamle: Kanatlı Buğdayı ile verim ve gıda güvenliği hedefi

İklim değişikliği gıda şirketleri için tarımsal ham maddeye erişimi stratejik bir iş riskine dönüştürürken, ETİ çözümü tarlada arıyor. 20 yılı aşkın ıslah ve Ar-Ge çalışmasının ürünü olan Kanatlı Buğdayı, kurağa toleransı, yüksek verim potansiyeli ve bisküvilik kalitesiyle hem çiftçinin gelirini hem de şirketin tedarik zincirini güçlendirmeyi hedefliyor.

İlk tohumluk hasadında dekarda 563 kilogram verime ulaşan ETİ, şimdi Kanatlı Buğdayı'nı sözleşmeli tarım modeliyle yaygınlaştırmaya hazırlanıyor.

Bir bisküvinin hikâyesi fabrikada değil, tarlada başlıyor. Buğdayın yetişebilmesi için yağmura, doğru sıcaklığa, sağlıklı toprağa ve üretmeye devam edebilen bir çiftçiye ihtiyaç var. Bu zincirin herhangi bir halkası kırıldığında sorun, yalnızca tarımın değil, gıda sanayisinin de sorunu haline geliyor.

İklim değişikliği bu nedenle gıda şirketlerinin tedarik zincirini yeniden tanımlıyor. Doğru ham maddeyi doğru fiyata satın almak kadar, o ham maddenin beş, on, yirmi yıl sonra da üretilebilmesini güvence altına almak önem kazanıyor.

ETİ'nin Kanatlı Buğdayı hikâyesi de bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. 2004 yılında Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından başlayan ıslah çalışmalarına ETİ, 2016 yılında TÜBİTAK ve TAGEM iş birliğindeki bisküvilik buğday geliştirme projesiyle dahil oldu.

Amaç, Türkiye'de ağırlıklı olarak ekmeklik ve makarnalık buğday üzerine kurulu ıslah çalışmalarının ötesine geçerek, bisküvi üretiminin ihtiyaç duyduğu protein ve nişasta yapısına sahip yerli bir çeşit geliştirmekti.

Bugün gelinen noktada Kanatlı Buğdayı, yeni bir yerli çeşit olmanın ötesinde bir anlam taşıyor. Kurağa toleransı ve farklı çevre koşullarına adaptasyon kabiliyeti, onu iklim değişikliğine karşı bir dayanıklılık aracına dönüştürürken, yüksek verim potansiyeli de çiftçi açısından ekonomik bir seçenek sunuyor.

Eskişehir Tepebaşı'nda gerçekleştirilen ilk tohumluk hasadında dekarda 563 kilogram verime ulaşılması, bu potansiyelin ilk saha göstergelerinden biri oldu.

ETİ Global CEO'su Ercan Öz, Kanatlı Buğdayı'nı “Tarımın, üreticinin ve gıda üretiminin geleceğine yapılan uzun vadeli bir yatırım” olarak tanımlıyor. Bu kez dayanıklılık fabrikada değil, tohumda başlıyor.

“Tarımın geleceği bizim için bir tedarik meselesi değil”

ETİ Global CEO'su Ercan Öz, tarımsal girdilerin şirket üretiminin temelini oluşturduğunu belirterek, tarımın geleceğinin yalnızca bir tedarik konusu olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti.

Öz, tarımsal Ar-Ge, çiftçilerle kurulan uzun soluklu iş birlikleri ve yerli çeşit geliştirme çalışmalarının stratejik bir yatırım alanı olduğunu vurguladı.

“ETİ olarak, üretimimizin temelini tarımsal girdiler oluşturuyor. Dolayısıyla tarımın geleceği, bizim için yalnızca bir tedarik konusu değil; işimizin sürdürülebilirliğinin temel unsurlarından biri.”

Bu nedenle tarımsal Ar-Ge çalışmalarını, çiftçilerle kurulan uzun soluklu iş birliklerini ve yerli çeşit geliştirme çalışmalarını stratejik bir yatırım alanı olarak gördüklerini belirten Öz, buğdayın da üretimlerinin en önemli tarımsal girdilerinden biri olduğunu söyledi.

Türkiye'de buğday çeşitlerinin ekmeklik ve makarnalık olarak sınıflandırıldığına dikkati çeken Öz, bisküvi üretiminin ise protein ve nişasta yapısı başta olmak üzere kendine özgü kalite özelliklerine sahip bir buğday gerektirdiğini ifade etti.

Bu nedenle bisküvilik kaliteyi istikrarlı biçimde sağlayabilecek yerli bir çeşidin geliştirilmesinin son derece değerli olduğunu belirten Öz, Kanatlı Buğdayı'nın geçmişine ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Kanatlı Buğdayı’nın ıslah çalışmaları 2004 yılında Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından başlatıldı. Enstitünün bu özel çeşide kurucumuz merhum Firuz Kanatlı’nın adını vermesi de bizim için ayrı bir gurur kaynağı oldu.”

ETİ'nin 2016 yılında TÜBİTAK ve TAGEM iş birliğinde yürütülen bisküvilik buğday geliştirme projesine dahil olduğunu aktaran Öz, farklı buğday hatlarının hem tarladaki verim ve iklim dayanıklılığı hem de bisküvilerdeki kalite standartları açısından kapsamlı testlere tabi tutulduğunu anlattı.

Öz, Kanatlı Buğdayı'nın tarımsal üretimin ihtiyaçlarıyla gıda sanayisinin spesifik ham madde ihtiyacını aynı noktada buluşturduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Kanatlı Buğdayı, tarımsal üretimin ihtiyaçlarıyla gıda sanayisinin spesifik ham madde ihtiyacını aynı noktada buluşturuyor. Üstelik bunu yerli bir çeşit üzerinden yapıyor.”

“Bu nedenle Kanatlı’yı yalnızca yeni bir buğday çeşidi olarak değil; tarımın, üreticinin ve gıda üretiminin geleceğine yaptığımız uzun vadeli yatırımlardan biri olarak görüyoruz.”

İklim değişirken buğday da değişmek zorunda

Yağış rejimlerindeki değişim ve kuraklık, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini ve verimliliğini doğrudan etkiliyor. Tarladan sofraya ulaşan ve iklim baskısıyla karşı karşıya kalan ürünlerden biri olan buğday için de geleceğin üretim modellerinde farklı kriterler önem kazanıyor.

Geleceğin tarımında yalnızca yüksek verime değil, farklı iklim koşullarına uyum sağlayabilen, kuraklığa tolerans gösterebilen ve kalite istikrarını koruyabilen çeşitlere de ihtiyaç duyuluyor.

Kanatlı Buğdayı'nın üretici açısından önemli avantajlarından biri de kurağa toleransı ve farklı çevre koşullarına adaptasyon kabiliyeti olarak öne çıkıyor.

Nitekim Türkiye genelinde yaşanan kuraklık dönemi, iklim risklerinin çiftçiler üzerindeki maliyetini de ortaya koydu. Yağışsız geçen bir sezonda geleneksel çeşitlerde yaşanan sert verim kayıpları, çiftçinin aynı girdi maliyetlerine rağmen doğrudan gelir kaybetmesine yol açabiliyor.

ETİ Global CEO'su Ercan Öz, Kanatlı çeşidinin aşırı iklim değişimlerinde dahi direnç göstererek verimdeki dalgalanmayı minimuma indirdiğini belirtti.

“Kanatlı çeşidimiz ise aşırı iklim değişimlerinde dahi direnç göstererek verimdeki dalgalanmayı minimuma indiriyor. Bu da çiftçimiz için sürdürülebilir bir gelir seviyesi ve verdiği emeğin heba olmaması anlamına geliyor.”

Bu özellik, Kanatlı Buğdayı'nı yalnızca gıda sanayisinin ham madde ihtiyacına yönelik bir çalışma olmaktan çıkarırken, iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerine karşı dayanıklılık sağlayabilecek bir çeşit olarak da öne çıkarıyor.

İlk hasatta dekarda 563 kilogram verim

ETİ açısından tarımsal Ar-Ge çalışmalarının gerçek değerinin çiftçinin tarlasında ortaya çıktığı belirtiliyor. Şirket, sürdürülebilir tarımın merkezinde üreticinin bulunduğu yaklaşımıyla hareket ediyor.

Bu yaklaşımın sahadaki somut karşılıklarından biri, Eskişehir'in Tepebaşı ilçesinde gerçekleştirilen ilk tohumluk hasadı oldu.

Sözleşmeli çiftçi Yasin Esenoğlu ve annesi Emine Esenoğlu ile gerçekleştirilen ilk hasatta, dekarda 563 kilogram verim seviyesine ulaşıldı.

Türkiye'de buğdayda ortalama dekara verimin yaklaşık 300 kilogram civarında olduğu dikkate alındığında, elde edilen sonuç Kanatlı Buğdayı'nın verim potansiyeline ilişkin önemli bir saha göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Öz, tarımsal Ar-Ge çalışmalarında üreticinin sürdürülebilirliğinin temel önceliklerden biri olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“ETİ olarak, tarımsal Ar-Ge çalışmasının gerçek değerinin çiftçinin tarlasında ortaya çıktığı inancıyla hareket ediyoruz. Bizim için sürdürülebilir tarımın merkezinde de üretici var.”

Çiftçinin üretmeye devam edemediği bir modelin uzun vadede sürdürülebilir olamayacağını vurgulayan Öz, Kanatlı çeşidinde önümüzdeki dönemde çiftçilerle sözleşmeli üretim modeline geçmeyi planladıklarını açıkladı.

“Önümüzdeki dönemde Kanatlı çeşidinde çiftçilerimizle sözleşmeli üretime geçmeyi planlıyoruz.”

Öz, hedeflerinin Kanatlı Buğdayı'nın sağladığı tarımsal avantajı üretici için ekonomik değere, ETİ açısından ise daha sürdürülebilir ve güvenilir bir ham madde kaynağına dönüştürmek olduğunu ifade etti.

Sürdürülebilir gıda güçlü bir üreticiyle mümkün

Gıda sektörünün geleceği ile tarımın geleceğinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğine dikkat çeken ETİ, iklim değişikliği, su kaynakları üzerindeki baskı ve tarımsal üretimde yaşanan dalgalanmaların ham madde sürekliliğini tüm gıda sektörü açısından giderek daha kritik hale getirdiğini belirtiyor.

Şirket bu nedenle sürdürülebilirliği iş stratejisinin merkezinde ele alıyor.

Bu yaklaşım yalnızca buğdayla sınırlı kalmıyor. ETİ'nin bir diğer stratejik tarımsal ham maddesi olan yulafta da 2011 yılından bu yana sözleşmeli tarım modeli uygulanıyor.

11 çiftçi ve 1.800 dekarlık alanda başlayan üretim yolculuğunda bugün 350 bin dekara ulaşan üretim alanında yüzlerce çiftçiyle birlikte çalışılıyor.

ETİ açısından sözleşmeli tarım yalnızca bir satın alma modeli olarak görülmüyor. Model; çiftçiyle birlikte üretimin planlandığı, bilgi ve deneyimin paylaşıldığı ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine birlikte yatırım yapılan uzun vadeli bir iş birliği modeli olarak değerlendiriliyor.

Bu kapsamda çiftçilere tohum, gübre ve ilaç gibi ayni avans desteklerinin yanı sıra teknik danışmanlık, kaliteye dayalı alım garantisi ve tarladan ücretsiz nakliye imkanı sağlanıyor.

Ercan Öz, sürdürülebilir gıda üretiminin güçlü bir üretici tabanıyla mümkün olduğunu vurguladı:

“Sürdürülebilir gıdanın ancak güçlü bir üreticiyle mümkün olduğuna inanıyoruz.”

Kanatlı Buğdayı çalışması da bu yaklaşımın yeni halkalarından biri olarak öne çıkıyor. İklim değişikliğine dayanıklı, yüksek verim potansiyeline sahip ve bisküvilik kalite özelliklerini karşılayan yerli buğday çeşidinin yaygınlaştırılması, hem üreticinin gelir istikrarına hem de gıda sanayisinin uzun vadeli ham madde güvenliğine katkı sağlamayı hedefliyor.





Kaynak: Ekonomim Gazetesi 

Sponsorlu
Firmanızı GosbİK’e Ekleyin

Ücretsiz firma hesabıyla ürünlerinizi sergileyin, iş ilanlarınızı yayımlayın.

Firmaları Keşfet
Haberi hazırlayan
GosbİK

01.09.2026 08:43 tarihinde Tarım kategorisinde yayımlandı.